Ziyaretçi Defteri

Hoşgeldiniz, ziyaretçi defterimize birşeyler yazmayı unutmayın
64
hasbihal
19 Mayıs 2012 00:19
Kardeşim,Allah sizden razı olsun.gönlümüzün bam teline dokunuyorsunuz.Yazılarınızı sürekli takip ediyorum.Rabbim hizmetinizi daim eylesin.DUA İLE.....
63
sessiz bülbül
14 Nisan 2012 22:37
eger bir gun gurbete ulaşırsam onan ne kadar acı oldugunu söyleyecegim
muhiddin arabi
ssiteniz çok harika allah razı olsun.lütfen böyle devam edin.internet dünyasının sizin gibilere ihtiyacı var
62
sahra çölyağmuru
20 Mart 2012 22:37
üyelikde şifremin istenmesinden dolyı kayıt olamadım...
61
sahra çölyağmuru
20 Mart 2012 22:35
sayfanız mükemmel üstünde bir sayfa ..değerli arkadaşlarımıza teşekkür ederiz..
60
recephoca
01 Şubat 2012 15:00
Hayaller çöplüğüne dönen “yarın” larınızdan bir çırpıda çekip alın, bu günün “susmalar”ını. Sevdiklerini kıranlar, özür erdemini göstermek için beklemesin yarını. Hayallerini yarına güvenerek erteleyenler, yarınlar sıra sıra gelip “bugün” olarak ellerine ayaklarına vardığında her şeyi bir kenara bırakıp el üstünde tutmaları gerekir bugünü. Sanki son günleriymiş gibi, sanki başka bir “yarın” gelmeyecekmiş gibi, “hele dur, zamanı değil!” lere yaslamadan sırtını.
Ben yarın değil bugün yazdım bu yazıyı ve sen de bugün okuyorsun. Bu yüzden, kurşunun göğsüne hiç uğramadığı sevdiğini bir kez daha kucaklamak ve ona içinden gelerek , anlamını yitirtmeden değerli kelimelerin, sadece gözlerinle “ seni seviyorum” demek için yarını bekleme.
Sen sus ey ölüm. Ben kelimelerle yoluna tuzak kurdukça, sen suskunlukların ardına kaç. Ben ele avuca sığdırmaya çalıştıkça seni, sen perdeler ardına saklan. Sen sus ki, bana söz söylemek kalsın. Yalan, kuru, ağız dolusu, dil bulaşığı, yüreksiz sözler…
“Tanrı sessizliktir” demiş Hint bilgesi. Susmak tanrısal bir davranış, kutsal bir mertebe aslında.
İnanın imkanım olsa, bir televizyon kanalı kurup, 24 saat o hemşirenin resmini koyacağım yayına. Hani şu hastane duvarlarını süsleyen, işaret parmağı dudaklarında hemşire 24 saat baksın gözlerinize ve “ SUS” desin.
“SUSUN LÜTFEN!”
Sınıf Öğretmeni
Recep ERDİL
59
recephoca
01 Şubat 2012 14:59
AVAZIM ÇIKTIĞI KADAR SUSMAK İSTİYORUM!
Neden dili ağzına bol gelen bir millet olduk biz? Kaçımız bela gelip tosladığında susma erdemini gösterebiliyoruz? Bu kadar konuşma şehveti nereden bize miras kaldı?
Susmak bir büyüklüktür, bir heybet işi. Susabilmek pehlivan karakterlere has bir meziyet. Ağzından çıkanları kulağının duymasına gerek bırakmayan bir örtü, bir zırh; belalardan koruyan.
Bu nasıl bir şehvet nasıl bir sarhoşluk halidir ki, herkes kendinden geçmişcesine, nefes almaksızın, başkasına söz hakkı vermeden avazı çıktığı kadar gürültü kusuyor. Evler, caddeler, gazeteler, televizyonlar, kafeler… sürekli, durmaksızın, ha bire konuşan; kadın-erkek, çoluk-çocuk, kerli ferli, takım elbiseli, siyasiler, akademisyenler, iş adamları, askerler ve polislerle dolu.
Yılan kadar zehirli, bıçak kadar keskin, kurşun kadar ölüm püskürtebilir insan, iki dudağının arasından. Kurşunun kalbine değdiği sevdiğimiz, birkaç santimlik farkla, birkaç saniyelik tevafukla bu dünyadan göçmüştür. Hayat, kurşunun “ah keşke…” dediğimiz yerin bir santim solundan akar. Binlerce “keşke…” nin emzirdiği, milyonlarca yakıcı “ah!” ın özlediği, “öbür türlü olsaydı” lar olmadan kalıyor; kuruntumuzun elinde boynu bükük, solgun bir çiçek gibi.
Olan olmuş olmasaydı “keşke…” lere özlemimiz de olmayacaktı. Bugün “ah keşke böyle olsaydı” diye ağlayacaklarınız, şimdi “böyle oluyor” da farkında değilsiniz.
Keşke farkında olsaydınız…
58
YILMAZ YALINKILIÇ
12 Ocak 2012 22:02
okdugum ve okumaktan haz aldigim en guzel eserlerden biri kardesi dusman goren zihinlerin ibret icin okumasi lazim
57
Elif
05 Ocak 2012 17:19
Sayfanızı çok beğendim.Paylaşımlarınızı sürekli alıntı yapıyorum.Ellerinize sağlık..
56
fatma elgin
02 Ocak 2012 16:28
sayfa çok güzel.Yüreğinize sağlık..
55
gonca
29 Eylül 2011 20:32
kitap mı çıkardın hayırlı olsun
Ziyaretçi Defteri | Bilgisayar | Bilgisayar Forumu